“AĞAÇ GÖLGESİNDE MASALLAR”

MASAL İSTANBUL ULUSLARARASI MASAL FESTİVALİ

 

FESTİVAL KÜNYESİ

Festival Organizasyonu: Küçükçekmece Belediyesi ve Seiba Uluslararası Anlatı Merkezi

Festivalin Kaçıcı Kez Düzenlendiği ve Sıklığı: 3 kez -  Yılda 1

Festival Teması: AğaçFestival Süresi:6 gün (24-29 Mayıs 2022)

Davetli Sanatçı Sayısı: 29

           17 Anlatıcı (3’ü yurtdışından, İtalya, Fransa ve Güney Kore)

           12 Müzisyen, Görsel ve Gösteri Sanatları

Hedef Kitle: Çocuktan yetişkine Küçükçekmece halkı başta olmak üzere festivali takip etmek isteyen herkes.

Festival Gösteri Alanı/Alanları: Halka açık park alanları, Göl kenarı, Kültür Sanat Merkezleri, Güzel Sanatlar Merkezi, Kütüphaneler, Okullar, Kreşler ve belirlenen dezavantajlı bölgelerde Masal Kamyonu ile sokak araları.

Ulaşılan Dinleyici Sayısı: 25.000 (Belediye tarafından verilen rakamdır)






Festivale Genel Bakış:

Festival Küçükçekmece Belediyesi ve Seiba Uluslararası Anlatı Merkezi iş birliği ile üçüncü kez düzenlendi. Bu festivalin ilk ikisi ile Küçükçekmece Belediyesi 5. UCLG Kültür 21 Uluslararası Ödülleri Yarışması’nda finale kaldı ve tüm dünyadaki yenilikçi kültür sanat projeleri arasında ilk 41 içinde yer aldı.

İlk iki festivalde ana konular kuş ve su iken bu sefer tema olarak ağaç seçilmişti. Önceki festivallerde olduğu gibi bu sefer de tüm alanlarda bütünlüklü bir şekilde temanın işlenmesine önem verilmişti. Küçükçekmece’deki koruma altındaki ağaç listesine kadar çalışılmış ve bu liste basılıp paylaşılmıştı. Gelen tüm sanatçılar ağaçlara yönelik bir anlatı ile dinleyiciler ile buluştular. Güzel Sanatlar Akademisi’nde yapılan atölyelerde ağaç konusu işlendi. Masallar ağaçlar altında ya da ağaçlara yakın sahnelerde anlatıldı. Atakent Kültür Sanat Merkezi’nde festival kapsamında “Vincent Van Gogh ile Birlikte Zeytin Ağaçları Gölgesinde” belgesel anlatımlı resim sergisi de eş zamanlı açıldı.

Gezi eylemlerinin yıl dönümünde, yeni çıkan haksız cezalarla birlikte zeytin ağaçlarının yok edilmesi kararına yönelik olarak da sanat ile bir başkaldırıyı sessiz ve derinden gerçekleştiren bir festivaldi. Sanatçılar ağacın ve doğanın yanında olduklarını bu festival ile bir kez daha duyurdular.

Açılış:

Açılış için bir masal korteji ve ardından halk oyunları gösterisi, açılış konuşmaları olacaktı. Açılış konuşmalarından sonra açılış masalı ve ardından Manuş Baba konseri planlanmıştı. Açılışı talihsiz ve ülkemiz açısından üzüntüverici bir olaya denk geldiği için planlandığı gibi gerçekleşemedi. O gün içinde alınan dört şehit haberinden dolayı müzikli olan tüm etkinlikler iptal edildi ve sadece masal anlatımı yapıldı.


Toplanan dinleyicilerin biraz da hayal kırıklığı ile dağılmasına rağmen anlatıcılar ki ben de aralarındaydım ellerinden gelenin en iyisini yaparak enerjiyi yükseltip festivalin festival gibi başlaması için çaba sarf ettiler.

Burada kişisel gözlemim ve aynı zamanda bizi izlemekte olan dinleyicilerin bir kaçından aldığım geri bildirim doğrultusunda şunu söyleyebilirim ki anlatı başladıktan sonra biraz daha iletişime geçip enerjiyi daha da yükseltebilmek adına seyirci ile daha yakın olmak iyi olabilirdi. Zaten masalın sonuna doğru ses sisteminde çıkan arıza bize bu fırsatı tanıdı ve o an bir eşikten atlayarak enerjimizi ve dinleyicinin de enerjisini değiştirdiğimizi düşünüyorum.

Anlatı Lokasyonları ve Dinleyici Kitlesi

Göl Amfi: Açılış ve kapanışın yapıldığı alandı. Açılışta gerçekleştirilemeyen konser kapanışta burada yapıldı ve sahilde kortej sonrasında varılan bir alan olarak çok iyi düşünülmüştü. Küçükçekmece’nin sembollerinden olan gölün kıyısında olması ve göl kıyısının ağaçlarla dolu olması da hem konsepte hem ilçeye dair çok anlamlı bir konumlandırmaydı. Halkın uğrak alanlarından biri olduğu için katılımın fazla olmasından dolayı da çok güzel bir seçimdi.


Dezavantajlı bölgelere yakın bir lokasyon, hedef kitleye ulaşma açısından da güzel bir yerde bulunuyordu. Açılış kalabalığı ilk gün güvenlik vb güzel idare edildi. Genelde masal dendiğinde çocuk düşünüldüğü için masala çocuklar daha çok kulak kabarttılar. Böyle zamanlarda belki hem anlatıcı hem de seyirci için belirli bir mesafede olmak şartıyla daha yakın durmak enerjinin akışı açısından daha verimli olabilirdi. Yukarıda da bahsettiğim gibi ses sisteminin arızalanmasından dolayı bu daha sonra sağlandı. Masalın sonunda daha interaktif ve akışkan bir enerji oluştu. 


Seyir Parkı ve Seyir Terası Amfi: Seyir Parkı ve içindeki amfi dezavantajlı bölgelere çok yakın bir alan olduğu için hedef kitleye ulaşma açısından çok güzel bir lokasyon. Aynı zamanda gölün karşısında ağaçların altında yine Göl Amfi gibi hem konsepti hem de ilçeyi çok güzel anlatan bir park.

Seyir parkında ağaçlar altında iki gün okullarından servislerle gelen anaokulu öğrencilerine masallar anlatıldı. Çocuklara anlatı süresi yaklaşık 30 dakika kadardı. Masal anlatımından sonra bir süre beklemeleri gerekti. Ayrıca ilk gün gelenler daha da erken geldikleri için öncesinde de beklediler. Burada anlatıcılar onlarla kalmalı mı, sonrasında ne yapılacak ya da yapılmalı, anlatıcılar,  çocuklar ve öğretmenler açısından planlanmasında fayda olabilirdi çünkü süre uzadığında bir boşluk oluştu. Belki çocuklara yönelik anlatıcılarla bir oyun planlanması (bu yapıldı ama herkes yaptı mı bilemiyorum ya da yapılmalı mıydı) veya öğretmenlerin bu konuda bilgilendirilip bir hazırlık yapmaları, belki çocuklarla anlatı sonrası bir el işi etkinliğinin daha yaptırılması zamanın daha verimli geçmesini sağlayabilirdi.

Seyir Parkı Amfi’deki ilk gece anlatımında dinleyici coşkusu ve dinleyici kitlesinin daha ağırlıklı


dezavantajlı bölgelerden oluşması, dinleyicilerin bu tip gösterilere çok katılmaması sebebiyle anlatıcıların ilk başta biraz zorlandıkları verilen geri bildirimlerdendi. Burada, gösteri öncesinde anlatı esnasındaki yönermelerin verilmesi (sessizce ve oturarak dinlenmesi vb) ve ihtiyaç duyulan zamanlarda belli görevlilerin nazik uyarıları ile akışın zarar görmeden devam etmesi gerekliliği bir sonraki günlere ışık tuttu.

Daha sonraki akşamlarda dinleyici ve anlatıcı bütünleşmesi çok daha verimli geçti.


Soyak Amfi: Daha çok beyaz yakalıların ikamet ettiği Atakent bölgesinde çok büyük bir site içinde bir amfi alanı.  Katılım coşkusu bu alanda bölgedekilerin çok haberdar olmaması ve bu tip etkinliklere doygun olmasından dolayı diğer alanlardakiler kadar olmasa da (nicelik olarak) dinleyici ile anlatıcıların iletişimi açısından oldukça verimli geçen bir alandı.


Kültür Merkezleri: Kültür Merkezleri gerekli alt yapıyı çok iyi bir şekilde bünyelerinde barındırdıkları için ve gelen dinleyiciler (okullar) dinlemeye hazır olarak geldikleri için anlatılar büyük keyifle geçti.


Masal Kamyonu: Masal Kamyonu bu festivalin başladığı zamandan itibaren her alanda en çok dikkat çeken, farklı ve yaratıcı bir uygulama. Aynı zamanda dezavantajlı dinleyici grubuna erişmek için de Belediyecilik ve Sanatın birleştiği bu festivalde amaca en uygun anlatı sahnesi.

Kamyon gündüz saatlerinde okullarda, akşamları da belirlenmiş olan sokakta ve pazar alanında anlatıcıların sahne almasını sağladı.


İlk gün okulda kamyonun konumlandırması çocukları güneşte bırakan bir şekilde olduğu için sonraki zamanlarda buna dikkat edilmesi önerilmiştir. İkinci gün kamyon buna göre konumlandırılmıştır.  Okul bahçeleri için ideal anlatma ve dinleyici ortamı oluşturulduğundan bu alanlar anlatı için çok keyifli geçmektedir. Ancak çok kalabalık ortamlarda dikkat dağınıklığının artabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Akşam anlatılarında çocuklara sokak arasında ulaşmak daha kolay olmuştur. Pazar yerinde çocukları kamyonun olduğu alana getirmek için dondurma silahını kullanılmak zorunda kalınmıştır :). Bu açıdan kamyonun çocuklara daha kolay ulaşılacak sokak gibi alanlarda konumlanması daha sonraki festivaller için faydalı olabilir.

Halkalı Millet Kütüphanesi Bahçesi: Kütüphanenin bahçesi millet parkına açılmaktadır. Hafta sonu bu alan piknik alanı olarak kullanılmaktadır. Bu alanda yapılan anlatı ve gösteriler 14:00 gibi başlayıp 18:00 gibi bittiği için mangal dumanından sadece son anlatı esnasında biraz etkilenilmiştir. Dinleyiciler bilinçli olarak masal festivali dinleyicisi değildir. Parka gelmiş ailelerin çocuklarıdır. Bana ve orada anlatanlardan aldığım geri bildirimlere göre festivalin herkese dokunma açısından yarattığı etkinin en güzel örneklerindendir. 


Anlatıcılar performanslarını buradaki dinleyiciye göre yeniden şekillendirip anlatmışlardır. Önümüzdeki dönemlerde bu alan kullanılacağı zamanlarda hafta içi ya da akşam saatine kalmadan anlatıları organize etmenin faydalı olacağı gözlemlenmiştir.

Hünerli Eller Çarşısı: Belediyenin kadın emeği için açmış olduğu bu alanda kadınlarla yoga ve masal dinletisi için çok uygun bir alan. Buradaki dinletiler de keyifle geçmiştir.

Güzel Sanatlar Akademisi: Güzel Sanatlar Akademisi Küçükçekmece Belediyesi’ne bağlı, yetenek sınavı ile çocuklara okul dışında güzel sanatlar eğitimi verilen bir akademidir. Bu alanda kapalı gruplarda kendi eğitmenleri ile kayıt yaptıran sınırlı sayıda çocuğa yine konusu ağaçlar olan çeşitli atölyeler düzenlenmiştir.

Ayrıca bu akademide anlatıcılık alanı ile ilgilenen kişilere özel iki atölye düzenlenmiştir. Biri pratik, masalların yaratıcılığı tetiklemesine yönelik bir atölye, diğeri de masallardaki sembol dilini anlatan teorik bir atölyedir. Bu atölyelerin anlatıcılık ve bu iş ile hemhal olmak isteyenler, ebeveynler, öğretmenler için çok değerli olduğunu düşünüyorum. Belki sayısı arttırılabilir. Burada katılımcı sayısı kısıtlı olduğundan katılımcılara masal İstanbul defter ve kalemlerinden, belki rozetlerinden hediye edilebilir.

Kapanış: Kapanış günü yeni açılmış olan Yaşar Kemal Sanat Evi’nin bahçesinde piknik ile başladı. Katılımın çok olduğu piknikte açık sahnede masal, hikaye vb anlatmak isteyenlere alan açıldı. Piknikte aynı zamanda sanat evinin bahçesine çocuklarla birlikte fidanlar dikildi. Temaya çok uygun planlanan bu etkinliklerin ardından akşam festivalin açılışında üzüntülü haberlerden dolayı gerçekleştirilemeyen masal korteji ve ardından da Manuş Baba konseri ile coşkulu bir kapanış yapıldı.



Kişisel Değerlendirme ve Öneriler: Öncelikle bir anlatıcı olarak hem doğduğum yerde yapılmasından dolayı hem de anlatıcı olarak katıldığım ilk festival, ilk göz ağrısı olduğu için bu festival benim için ayrı bir yerde, bunu belirtmek isterim. Masal İstanbul’un ve benzerlerinin çok değerli olduğuna inanıyorum. Masallar semboller ile büyük küçük herkese ulaşan ve onlara bazen bilinçli bazen de bilinçdışında bir yerden yol gösterip şifa veren sözlü kültür ürünleri. Bu yüzden bir ilçede olabildiğince çok insanı bir süre boyunca masala maruz bırakmanın değerli olduğuna inancım sonsuz. Bu alan yaratıldığı için müteşekkirim.

En başından itibaren temanın bir bütünlük içinde sadece masalla değil, farklı disiplinlerle birleştirilerek sunuluyor olmasını çok beğeniyorum. Bunun devam etmesi en büyük dileğim. Yukarıda da yazdığım gibi bu festivali halka hizmet olarak götürülürken halkın yaşadığı yerin farkına varması açısından da değerli buluyorum. Bu anlamda hazırlanmış olan o ağaç listesinin belki okullarla paylaşılmasını, bu ağaçların çocuklara tanıtılmasını, daha sonraki zamanlarda yapılacak olan festivale ön hazırlık şeklinde konu başlığına göre böyle bir çalışmanın yapılmasını tavsiye ediyorum. Belki korumadaki o ağaçların önüne kısa bir bilgilendirme yazılması (bazılarında var bildiğim kadarıyla hepsinde var mı bilmediğim için yazıyorum), okullara yakın çevredekilere gezi düzenlenmesi vb… (Bunları ortak çalışma olarak belediye ile nasıl götürülür tam bilmeden yazdığımı da belirtmeliyim. Ama öneri olarak götürülebileceğini düşünerek yazıyorum.)

3. festivalin zaman olarak çok daha güzel bir zamana geldiğini, bu sayede açık alanların kullanılabiliyor olmasının masalın ruhuna da daha çok uyduğunu ve daha çok insana ulaşmaya da vesile olduğunu gözlemledim. Yoğunluk ve bir çok duyurunun yapılması gerekliliğinden dolayı festival duyurularının son bir haftaya kalması bence yeterince duyulmasına engel olan bir durum. Bu noktada kendi fuar ve organizasyon deneyimimden yola çıkarak bütçenin billboardan okullarda afiş çalışmalarına, halkın çok yoğun gittiği marketlerde el broşürlerine ve Belediyenin toplu taşıma araçlarına kayması daha çok duyulmasını sağlayacaktır. Çalışma şeklini tam bilmemekle birlikte diğer belediyeler, Küçükçekmece halkının takip ettiği sosyal medya hesapları ile (Atakent anneleri, Küçükçekmece official vb) anlaşılarak sosyal medya duyurularının arttırılması da yine halka ulaşmayı fazlalaştıracaktır.

Anlatıcılar ile konuşmalarımdan ve kendi kişisel deneyimlerimden yola çıkarak masalın çocukla özdeşleşmesinden kaynaklı, sadece çocuklar için düşünülmesi, bu yüzden yetişkinlerin biraz geri durmasına sebep oluyor. Bu da yetişkin masalı ve çocuk masalı ayrımında (ki bence çocuk masalı yok da masalın çocuklara anlatılması var) festivalde anlatıcıların önemli bir deneyim kazanmasını sağlamış durumda. Yetişkin anlatısına hazırlanıp gelenler karşılarında yetişkinden çok çocuk bulunca ona göre anlatıyı değiştirmek durumunda kalmışlar. Aslında eğitimlerde bize anlatılan bir şeyi burada yaşayarak öğrenme şansı elde ettikleri için şanslı olduklarını düşünüyorum. Çünkü gerçek anlatıcılık böyle bir şey. Ancak kişisel özelliklerimiz bazen bunu zorluk olarak görüp aşmamıza engel olabileceği ve programın akışını etkilememesi açısından öncesinde anlatıcıların bu konuda bilgilendirilmesi fayda sağlayabilir.

Festival sonrasında hem saha ve teknik ekipten hem de anlatıcılardan geri bildirim amaçlı bir anket düzenlemesi yapılmasının sonraki yılları çok daha ileri seviyeye taşıyacağına inanıyorum.

Masalların hem yetişkin hem çocuk için olduğunu sadece bir festival ile anlatmak zor. Yıl boyu gerek okullarda, gerek kültür merkezlerinde gerekse kütüphanelerde bunun devamlılığının sağlanması da festivali besleyecektir inancındayım. Festivalde özel davetliler için hazırlanacak yetişkin masal geceleri de ilgi çekici olabilir.

Ayrıca bu alanda okullarda, kültür merkezlerinde anlatıcılık ve masal üzerine verilecek eğitimlerin ardından bir sonraki festival temasına göre çocuklarla ve yetişkinlerle yaratıcı yazma çalışmaları sayesinde oluşturulacak bir elektronik masal-hikaye kitabının da festivale renk katabileceği fikrindeyim.

Bu kitabı Güzel Sanatlar Akademisi öğrencileri illüstrasyonlar ile süsleyebilirler, Müzik akademisi öğrencileri şarkılar yazabilirler. Festivalin sonunda açık sahnede bunlar sergilenebilir. Bu farklı disiplinlerin birleşimi sonucu çıkan ürünler hem de halkın kendi içinden çıkacağı için çok başka bir etki yaratacaktır ve festivalin daha da sahiplenilmesini ve sürdürülebilirliğini etkileyecektir düşüncesindeyim. Bunlar festival sonrası okullarda ve kültür merkezlerinde sunulmaya devam edebilir. Ayrıca belediyenin web sitesinden e kitaba ve müziklere ulaşılabilir. Bu aynı zamanda sesli kitaba da dönüştürülebilir. Gerek Güzel Sanatlar Akademisi Youtube Stüdyosu gerekse Müzik akademisindeki ses kayıt stüdyosu bu alt yapıyı sağlamaktadır. Bu arada da bir sonraki festival için benzer çalışmalar yeniden yeni gruplarla başlatılabilir.

Dileğim Masal İstanbul gibi etkinliklerin tüm ülkemizde çoğalması. Hepimizin masallarla ve onların bizi iyileştirici ve kendimizi kendimize bağışlayan gücüne ihtiyacımız var. 

Yorumlar

  1. Masal İstanbul Festivali anlatıcısı, izleyicisi,dinleyicisi ve gozlemcisi olarak çok yönlü aktif katılım sağlayan canım güzel arkadaşım, Didemime ayrıca festival sonrası böyle anlamlı bir aktarım yapıp bizlerin katkisina sunduğu için çok teşekkür ediyorum

    YanıtlaSil
  2. Güzel kolaylaştırıcı ve emekli bir çalışma olmuş. Eline sağlık🍎🍎🍎

    YanıtlaSil
  3. Tebrik ediyorum Didem emegine kalemine saglik cok guzel anlatmissin

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar