Ben sanatın ve yaratıcılığın belirli ayrıcalıklı bir kesime
değil herkese ait olduğuna inananlardanım. Ve bunların bizi iyileştirdiğine,
var oluşumuzu anlamlandırdığına, taçlandırdığına inanıyorum. Bu alan bizim
denge halimiz. Sonuçta amaç hep bir dengeye ulaşma çabası değil mi? Hayat bu, denge
bozulur ve biz yeniden dengemizi bulmaya çalışırız. Kızarız sakinleşmeye
çalışırız, üzülürüz, moralimizi düzeltmeye çabalarız, hastalanırız, iyileşmek
için uğraşırız. Terazinin bir kefesi ağır bastığında diğer yanı da doldurmaya
çalışırız. Denge olmadığında kaos, dengeyle düzen oluştururuz.
Ve aslında söylediğimiz tek bir şarkı bu git geller arasında,
bu yüzden herkes birbirinin sözünü tekrarlar gibi ama sanki kendisi o sözü ilk söyleyenmiş
gibi geliyor. Yaptıklarımız hissettiklerimiz, yapmaya çalıştıklarımız özünde
öyle bir ve biricik ki. Bu da o şarkının sözlerinden mesela değil mi J? Dün akşam Hikaye
Anlatıcısının Saf Bakışı eğitiminde de bunu bir kez daha gördüm. Geçmişimiz, şu
anki yeni deneyimimiz ve sonrası o kadar yakın ifadelerle anlam buldu ki…
Vücudun ve ruhun dansı bir. Ben ikinci resimdekileri çizmiştim. Eğitimde
omurgamdaki değişimle evrildiğim bir kuştu. Bir de üstüne kardeşim bu
paylaştığımı gönderince bugün, yine o şarkı kulaklarımda, hiçbir şey tesadüf
değil J.
Ben: “Sanatla dengemi buluyorum” demek istiyorum ve “Buradayım,
varım!” siz ne demek istiyorsunuz?
Yorumlar
Yorum Gönder